Ankara Büyükşehir Belediyesi
ASKİ Genel Müdürlüğü, “Bireysel Su Verimliliği” eğitimiyle personelini
bilinçlendirirken, okullarda başlayacak farkındalık çalışmalarıyla su tasarrufu
kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.
ASKİ Genel Müdür Yardımcısı
Muhammed Ercan, artan su talebi ve iklim değişikliği tehdidine dikkat çekerek,
suyun stratejik bir kaynak olduğunun altını çizdi; “Bugün önlem alınmazsa yarın
çok geç olabilir” mesajı verildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü
İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Bireysel Su Verimliliği” eğitimi
gerçekleştirildi.
Mavi Su Verimliliği Belgesi kriterleri kapsamında
düzenlenen programda, bireysel tasarruf yöntemleri ve sürdürülebilir su
yönetimi ele alındı. Planlama, Yatırım ve İnşaat Dairesi Başkanlığı’nın
yürüttüğü çalışmaların da değerlendirildiği programda, su kaynaklarının
korunmasına yönelik mevcut projeler masaya yatırıldı.
Programa ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Ercan,
İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Oğuzhan Alpaslan, Planlama, Yatırım ve
İnşaat Dairesi Başkanlığı Planlama Şube Müdürü Ahmet Aladağ ve ASKİ personeli
katıldı.
ÖĞRENCİLERE YÖNELİK
FARKINDALIK EĞİTİMİ BAŞLIYOR
Programda ayrıca, kent genelindeki ilkokul, ortaokul
ve lise öğrencilerine yönelik planlanan eğitimler hakkında bilgi verildi.
Eğitimlerde; su döngüsü, su kaynakları, sektörlere göre su kullanımı, atıksu
yönetimi, iklim değişikliğinin etkileri, su tasarrufu, yağmur suyu hasadı ve su
ayak izi gibi konular işlenecek.
İlkokul düzeyinde Koordinasyon Şefi Şevval Öztürk
Yaman, ortaokul düzeyinde Ziraat Mühendisi Merve Üzümcü ve lise düzeyinde ise
Biyolog Emine Hanzade Baklacı, gerçekleştirdikleri sunumlarla erken yaşta su
bilinci oluşturulması için okullarda görevlendirilen ASKİ personelini
bilgilendirdi.
“SU VE İKLİM KRİZİ
KAPIDA”
Eğitim programının açılışında konuşan ASKİ Genel
Müdür Yardımcısı Muhammed Ercan, “Günümüzde
artan nüfus, ekonomik kalkınma, tüketim alışkanlıklarındaki değişiklikler suya
olan talebi her geçen yıl artırıyor. Nitekim son elli yılda suya olan talebe
ilişkin artışa baktığımızda yaklaşık yüzde 200’ün üzerinde suya olan talep
artışı yaşanmış. Diğer taraftan endüstrileşme hem su kaynakları üzerinde miktar
hem de kalite açısından bir baskı oluşturmakla birlikte karbon salınımı ile
birlikte bu durum iklim değişikliği etkisini de hızlandırıyor. Dolayısıyla şunu
açık ifade etmek gerekir ki, orta dönemde bir su ve iklim kriziyle hep birlikte
karşı karşıya olacağız” dedi.
Türkiye’de son yıllarda su yönetimi alanında önemli
düzenlemeler yapıldığına dikkat çeken Ercan, su kayıp-kaçak oranlarının belirli
hedefler doğrultusunda yüzde 25 seviyesine düşürülmesinin zorunlu hale
getirildiğini hatırlattı.
Başta gıda güvenliği olmak üzere dış politika veya
ulusların geleceği açısından suyun stratejik bir değer olduğunun altını çizen
Ercan, “Bu değerin kaynaktan musluğa
kadar her aşamasının sağlıklı yönetilmesi ve korunması hepimiz için bir
zorunluluk. Bu kapsamda son 12 yılda Türkiye'de bir kısım yasal düzenlemeler
oldu, 2014 yılında da su kayıp kaçakların yönetimine ilişkin olarak bir mevzuat
yayınlandı. Bu mevzuatta da su idareleri için su kayıp kaçak oranının belirli
hedef yıla kadar yüzde 25’e düşürülmesini zorunlu kılıyor” diye konuştu.
2020 yılında başlatılan “Ankara İçme Suyu, Atıksu ve
Yağmur Suyu Master Planı” kapsamında 2054 projeksiyonuna yönelik çalışmaların
sürdüğünü belirten Ercan, 2026 yılında yayımlanan Ulusal Su Planı’nın da tüm
sektörleri kapsayan 141 eylem içerdiğini ifade etti. Ercan şöyle konuştu:
“141 tane
eylemin içerisinde su idareleri tarafından atılması gereken adımlar var,
yapılması gereken gereklilikler var, önümüzde rakamlar var ama konu rakamdan
öte. Konu bize emanet edilen bir doğal kaynak var. Vakti saati gelince bizden
sonraki sahiplerine bunu sağlıklı bir şekilde devretmek durumundayız. Bununla
ilgili olarak bugünden itibaren yapmamız gerekenleri ötelersek yarın bu
faaliyetleri yapacak fırsatta kalmayacak.”
“KURUM OLARAK
TOPLUM SAĞLIĞININ TEMELİNDE OTURUYORUZ”
İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Oğuzhan
Alpaslan ise suyun insan yaşamındaki kritik rolüne dikkat çekerek, temiz suya
erişimin insan ömrünün uzamasındaki en temel etkenlerden biri olduğunu söyledi.
Suyun stratejik önemine vurgu yapan Alpaslan, “Sizler sahada su verimliliğini özellikle
genç dimağlara, çocuklara anlatacak kişilersiniz. 1800'lü yılların başında
dünyada insan ömrünün ortalama yaşı 30-40, şimdi 80. Neredeyse yüzde 100 bir
artış var. Bu insan ömrünün artışındaki temel faktör nedir sizce? En önemli
etken temiz su kaynaklarına ulaşabilirlik ve bu su kaynaklarının hanelere girip
bunların da tekrar kanalizasyon sistemine atılması. Yani kurum olarak aslında
insan sağlığının, toplum sağlığının temelinde oturuyoruz. Yaptığınız işin
kutsallığı ve önemi o kadar büyük ki, ülkeler şu anda savaşta üstünlük elde
edebilmek için su kaynakları üzerinden savaşın stratejisini yürütmeye
başladılar. Şöyle iki kefeli bir terazi düşünün. Dünyadaki bütün değerleriniz,
maddi, manevi, çocuklarınızı, sevginizi, ideolojinizi, dininizi, aklınıza ne
gelirse, evinizi, bahçenizi, otomobilinizi, çalışma hayatınızı, bu kefenin bir
kenarına koyun. Diğer kenarında ise su var. Su olmasa diğerlerinin hiçbir
anlamı yok. En fazla üç gün anlamı var. Dördüncü gün insan yaşamı bitiyor” ifadelerini
kullandı.
HEDEF: MAVİ BELGEDEN
YEŞİL BELGEYE
Planlama, Yatırım ve İnşaat Daire Başkanlığı Planlama Şube Müdürü
Ahmet Aladağ da eğitimlerin kurum içi farkındalığı artırmayı hedeflediğini
belirterek, bu çalışmaların ardından “Mavi
Su Verimliliği Belgesi” için başvuru yapılacağını açıkladı.
Aladağ, ilerleyen süreçte bu belgenin “yeşil
belgeye” dönüştürülmesinin planlandığını ifade ederek, ASKİ yerleşkelerinde
suyun daha verimli kullanıldığının belgeleneceğini söyledi.
Aladağ, “Genel Müdürlüğümüz
bünyesinde çalışan personelin su verimliliğiyle ilgili farkındalığının
arttırılması ve bunu kendi birimlerinde de yaygınlaştırması için eğitim
faaliyetlerine başlamış olduk. Bu eğitim faaliyetleri sonucuyla da beraber
‘mavi belge’ başvurusunu yapmayı düşünüyoruz. Dolayısıyla biz bu eğitim ve
farkındalık çalışmalarını başlatarak mevcut durumu tespit etme noktasında belli
bir aşamaya geldik. İklim değişikliğinin etkisiyle beraber azalan su
kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı
tarafından çıkarılan mevzuat gereği yapılan çalışmaları değerlemiş olduk. Bu
eğitimle beraber Genel Müdürlükteki tüm arkadaşlarla paylaşıp farkındalığı
arttırmayı planladık” dedi.